ÖĞRENME STRATEJİLERİ-II

Anlamlandırmayı Artıran Stratejiler: Anlamlandırmayı artıran stratejiler bilginin aynen uzun süreli belleğe geçişinden çok anlamlı bir bütün olarak yerleşmesini sağlarlar. Yeni gelen bilgiye anlam verilebilmesi için bireyin konu ile ilgili ön bilgileri olmalı ve yeni bilgiyi var olan bilgilerle ilişkilendirebilmelidir. Okumaya devam et

ÖĞRENME STRATEJİLERİ-I

Öğrencilerin eğitim-öğretim hayatlarında genellikle yaşadıkları bazı durumlar bulunmaktadır. Bunlar;

“Ben bu dersi anlamıyorum”

“Ne kadar çalışsam da başarılı olamıyorum”

“Öğrendiklerimi sınavda unutuyorum” gibi…

Bu durumların temel sebebi öğrencilerin “öğrenmeyi öğrenmek” kavramını bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Okumaya devam et

SAĞ-SOL LOB DENGESİ

Günümüzün başarılı insanları, beynin her iki yarısını dengeli ve etkili bir şekilde kullanabilen ve gerektiğinde iki lob arasından kolaylıkla yer değiştirebilen kişilerdir.

Beynin sol yarı küresi, sözel, matematiksel, mantıksal bilgiyi işlemek için, sağ yarı küresi de algısal, dikkat çekici, uzaysal, bütüncü artistik bilgiyi işlemek için daha uygundur. Ancak beynin iki yarı küresi,  sinirsel bir bağ aracılığıyla iletişim kurmakta,  herhangi bir öğrenmeye iki yarı küre de katkıda bulunmaktadır. Okumaya devam et

DUYGUSAL ZEKÂ

Bireyin karşısındaki insanları anlayabilmesi çevresiyle sağlıklı iletişimler kurabilmesi için önce kendini tanıması ve yönetmesi gerekmektedir.

Duygusal zeka, bireyin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini kontrol edebilmesini ve yönetebilmesini sağlayan, bunun yanında başkalarının ihtiyaçlarını anlayabilme, empati kurabilme, motivasyon artırma ve özgüven duygusunu geliştirme olanağı tanıyan geniş bir kavramdır. Bundan dolayıdır ki 21. Yüzyılda duygusal zekâ iş ve günlük hayatta gün geçtikçe ivme kazanmaktadır. Okumaya devam et

MUTLULUĞUN SIRRI NEDİR?

“Pennsylvania yakınlarındaki bir tepeye 1800’lerin sonunda İtalya’nın Roseta köyünden göç edenler yerleşmiş ve aynı isimde kurdukları köye çok uzun yıllar boyunca kendilerinden olmayanları almamışlardı. 1950’lerde vadideki bir tıp toplantısına gelen Doktor Stewant Wolf’a bir yerli doktor, çevredeki yerleşim yerlerinden kendisine pek çok hasta geldiğini fakat Roseta’dan 65 yaşın altında kalp şikâyetiyle hiç kimsenin başvurmadığını söylemişti. O yıllar da kolesterol düşürücü ilaçlar ve kalp sorunlarıyla ilgili diğer önlemler bilinmediğinden kalp krizleri çok yaygındı. 65 yaşın altındakilerin başlıca ölüm sebebi kalp hastalıklarıydı. Okumaya devam et

HOLLAND MESLEKİ TERCİH ENVANTERİ

 

HOLLAND’IN TİPOLOJİ KURAMI

Bu kuram, kişilik özellikleri ile mesleklerin yürütüldüğü çevre veya mesleklerin gerektirdiği faaliyetler arasındaki ilişkiye dayanır. İnsanların kişilik özellikleri bakımından altı grupta toplanabileceği, yaşadıkları çevrelerinde aynı şekilde gruplanabileceği sonucuna varmış ve meslek danışmanlığı alanında Tipoloji kuramı olarak da bilinene kişilik kuramını geliştirmiştir. Okumaya devam et

Bir yetişkinin Türkiye’de otizmle imtihanı

Birsen Başar 27 yaşında yüksek fonksiyonlu yetişkin otizmli. Otizm teşhisini 21 yaşındayken aldı. O güne kadar akademik başarısı yüksek olduğu için yoğun iletişim problemlerinin nedeni bir türlü çözülemedi. Eğitim hayatı boyunca diğer öğrencilerle iletişim kuramadığı için teneffüslerde yalnız kaldı, sırasında hep yalnız oturdu. Okul dışındaki hayatı da arkadaşsız geçti. Okumaya devam et

OTOJENİK EĞİTİM NEDİR?

Alman psikiyatrist Johaness Schultz tarafından geliştirilmiş bir gevşeme tekniği Otojenik Eğitim (Autogenic training) tekniği genellikle 15 dakika süren periyodlarla sabah, öğle ve akşam vakitlerinde uygulanır. Yatarak, oturarak veya yatarak uygulanan teknik sırasında gevşeme durumunu arttırıcı görselleştirmeler kullanır. Otojenik eğitim stres ve psikosomatik bozukluklarda yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilmektedir. Okumaya devam et